|
Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü ile Su Vakfı, 22 Mart Dünya Su Günü etkinliklerini bu yıl ilk kez Kocaelinde gerçekleştirdi. Bir hafta süren etkinliklerde şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenlenerek, dereceye girenlere ödül verildi.
Küresel ısınma nedeniyle her geçen gün azalan su kaynakları konusunda düzenlenen panele çeşitli yerlerden bilim adamları katıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan İSU Genel Müdürü İlhan Bayram, su kaynaklarının korunmasını istedi.
Küresel ısınma nedeniyle ger geçen gün kuruyan su kaynakları yüzünden 1993 yılında kutlanmaya başlayan 22 Mart Dünya Su Günü etkinlikleri bu yıl Kocaelinde gerçekleştirildi. Çeşitli etkinlikler yapılan kutlamalar bir hafta süreyle yapıldı. Son gün düzenlenen panelde suyun korunması ve kurumasının nedenleri tartışıldı.
KOMPOZİSYON YARIŞMASI
Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü ile Su Vakfı tarafından ortaklaşa organize edilen etkinliklerde, bütün ilçelerde lise ve dengi okul öğrencileriarası okullarda kompozisyon yarışmaları düzenlendi. Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Su, Çevre Ve Enerji Kaynaklarımıza Etkisi konulu ve suyun konu alındığı kompozisyon yarışmaları İzmit, Derince, Gebze, Karamürsel, Gölcük, Kandıra ve Körfez ilçelerinde gerçekleştirildi. Her ilçede ayrı ayrı yapılan proğramlarda ilçelerin ilk 3 derecesi ile mansiyon kazanan 4 öğrenci olmak üzere 7 kişiye çeşitli para ödülleri verildi.
‘SU TADINDA’ ŞİİR DİNLETİLERİ
İSU Genel Müdürlüğü etkinliklerini her ilçede düzenlediği Su tadında şiir dinletisi ile süsledi. Her gün bir ilçede yapılan şiir dinletilerine şair ve yorumcular Bedirhan Gökçe, Ayşe Egesoy, Ahmet Selçuk İlkan, Nihat Nikerel, Sacit Onan, Ruşen Hakkı, Ruhan Odabaş ve Mustafa Küpçü katıldı. Şiir dinletilerine katılan şair ve yorumculara birer plaket verildi. Şiir dinletilerinde ilçelerde vatandaşların ilgisi oldukça yoğundu. Ayrıca TEMA Vakfı ile İSU Genel Müdürlüğü tarafından ortaklaşa olarak, Ormanın Bekçileri adlı müzikli çocuk tiyatro oyunu, hafta boyunca bütün ilçelerde sahnelendi. Etkinlikler kapsamında ayrıca Uluslarası Hidrojen Konseyi Başkanı ve dünyaca ünlü Türk bilim adamı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu tarafından 21. yüzyıl enerjisi hidrojen enerji sistemi konferans verdi. ABDden özel olarak gelen Prof. Dr. Veziroğlu, Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonunda 21. yüzyılın enerjisinin hidrojen enerjisi olduğunu söyledi.
22 MART DÜNYA SU GÜNÜ KUTLANDI
Bir hafta süreyle ilçelerde sürdürülen etkinliklerin finalı Grand Yükseliş Otelinde 21. yüzyıl enerjisi hidrojen enerji sistemi konulu panel ile noktalandı. Panelin açılış konuşmasının yapan İSU Genel Müdürü İlhan Bayram, Kocaelinde bir milyon 300 bin insana hizmet götürdüklerini belirterek, Su olmayınca hayat olmuyor. Biz bunu çeşitli etkinlikler ile anlatıp, su israfını önlemeye çalışıyoruz dedi. TEMA Vakfı Başkanı Nihat Gökyiğit de suyun her geçen gün azalmasını Dünya sermayeden yemeye başladı. Bu iflas etmek demektir şeklinde yorumladı. Su Vakfı Başkanı Prof. Dr. Zekai Şen de, Türkiyenin yeterli su kaynağının olmasına karşın, kaynakların iyi korunmasını, suyun kirlenmesinin önlenmesini istedi. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zekeriya Özak da, suyun hayatı değerini anlatarak, su kaynaklarının iyi korunup, kaçakların önlenmesini, bu sayede israfın önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti. Vali Erdal Ata ise konuşmasında, doğada en değerli varlığın su olduğunu, bunun korunması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Konuşmaların ardından ünlü şair Sacit Onan okuduğu Fuzuli nin Su Kasidesi ve Sezai Karakoç un Sürgün adlı şiirlerden sonra Doç. Dr. Ahmet H. Turabi yönetiminde müzik ziyafeti verildi. Osmanlı döneminde su ve müzik eşliğinde ruhsal ve bedensel hastalıkların tedavisinin anlatıldığı ve bu amaçla yapılan musiki büyük ilgi kazandı.Müzik ziyafetinin ardından düzenlenen organizasyona katkılarından dolayı firmalara teşekkür plaketi verildi. Etkinliklere katkılarından dolayı Vali Erdal Ata, KOÜ Rektörü Prof. Dr. Baki Komsuoğlu, Milli Eğitim İl Müdürü Hayrettin Gürsoy a teşekkür plaketleri verildi. Törende ayrıca, lise ve dengi okul öğrencileri ve üniversite öğrencileri ile halk kategorilerinde il derecelerini kazananların ödülleri verildi. Düzenlene ödül törenin ardından etkinlikler kapsamında Bilim Kültür ve Sanat Derneği tarafından hazırlanan ebru sergisinin açılışı Vali Erdal Ata, Genel Sekreter Münir Karaloğlu, Başkan Vekili Özak, Genel Müdürü İlhan Bayram tarafından kurdelanın kesilmesi ile açıldı. Sergide yer alan birbirinden güzel eserler, törene katılanların büyük ilgi gördü.
PANEL DÜZENLENDİ
Törenin ardından küresel ısınmanın etkisinin anlatıldığı panel düzenlendi. Su Vakfi Başkanı Prof. Dr. Zekai Şen başkanlığındaki panele KOÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Savaş Ayberk, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Ata, Meteroloji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Kayhan ve Gazeteci-Yazar İsmail Kapan konuşmacı olarak katıldı. Panelistler, dünyada her geçen gün azalan suyun doğal dengeleri bozduğunu, yaşamın giderek yok olduğunu belirterek, bu konuda önlemler alınması gerektiğini vurgulandı. Ayrıca, hidrojen enerjisinin gelecek yüzyılın en önemli enerji kaynağı olduğu belirtildi.Panelin sonunda panelistlere İSU Genel Müdürü İlhan Bayram tarafından teşekkür plaketi verildi.
Törene Vali Erdal Ata, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zekeriya Özak, Genel Sekreter Münir Karaloğlu, İSU Genel Müdürü İlhan Bayram, TEMA Vakfı Başkanı Nihat Gökyiğit, KOÜ Rektörü Prof. Dr. Baki Komsuoğlu, Saraybahçe Belediye Başkanı Halil Vehbi Yenice, Bekirpaşa Belediye Başkanı Abdullah Köktürk, Karamürsel Kaymakamı Ramazan Mangaloğlu, Kandıra Kaymakamı Mehmet Sarıcan, İl Müftüsü Hikmet Kutlu, Alikahya, Kuruçeşme, Acısu Belediye Başkanları, sivil toplum örgütü yetkilileri , öğretim üyesi ve görevlileri, işadamları, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. www.isu.gov.tr
|
|
DÜZCE - Su Projesinde Yeni Bir Seminer
Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Düzce Belediyesi tarafından uygulamaya geçirilen Doğal Kaynakları Koruma Projesinde yeni bir seminer organize edildi. Su Kullanımının Önemi konulu seminere konuşmacı olarak, Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Birliği Başkanı Nazmi Ilıca, Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Derya Esen ve Yard. Doç. Dr. Oktay Yıldız katılacak.
Düzce Ticaret ve Sanayi Odasında 14-15 kasım tarihleri arasında yapılacak olan seminerde, sürdürülebilinir su kullanımın önemi, suyun toprakta tutulması, suyun toplanması, sulamanın potansiyel zararları, modern sulama metodları, değişik su türleriyle yapılan sulama uygulamaları, toprak-bitki-su ilişkileri, ürün seçimi, farklı ürünler ve su ihtiyaçları, sulama sistemleri, yüksek ve düşük etkili sistemler, damlama sistemi, tarımdan kaynaklanan su kirliliğinin kontrolü gibi konular ele alınacak. Proje sorumlusu Belediye Meclis Üyesi ve AB Proje Koordinatörü Emine Yüksel, doğal kaynakları koruma projesinin Düzcede etkili bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çekti ve Su kullanımının önemine ilişkin bilgilendirme çalışmaları yapmaktayız. Dünyanın, Türkiyenin gündeminde olan su kaynaklarının verimli kullanılmasına ilişkin bir seferberlik yapılmaktadır. Bölgemizde de buna ilişkin önemli sonuçlar almaktayız dedi. Salı, 13 Kasım 2007
|
|
|
Su Teknolojisi
Yeryüzünde suyla yoğrulmuş; suyun kaderini, karakterini etkilediği pek az şehir vardır. İşte İstanbul bu özel ve önemli şehirlerden biridir. Sahip olduğu tarihi mirasıyla farklı bir konumda olan İstanbul'un suyla olan serüveni de bambaşkadır. İstanbul tarihini anlatan kitapların hemen her yaprağında suyla ilgili bir cümle mutlaka vardır. İşte dünyanın bu nadide şehrinin suyla olan serüveninden geçmişten günümüze birkaç küçük başlık....
Tarih boyunca İstanbul'u yönetenlerin başını ağrıtan ortak bir sorun vardı: şehre su getirmek. Nüfusu hep artan ancak yeterli su kaynağına sahip olmayan İstanbul'a su getirilmesi için daima şehrin dışına çıkılması gerekmiştir. Bu nedenle İstanbul'daki su tesisleri şehrin tarihi kadar eskidir.
Kaynaklarda; Milattan sonra 117-138 yılları arasında hüküm süren Roma İmparatoru Hadrianus'un İstanbul'un batısından gelen bir isale hattı yaptırdığı belirtilmektedir. Bu isale hattı aynı zamanda İstanbul'da yapılan ilk isale hattıdır. Ancak bu hattın yeri hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. İstanbul'un 330-395 yılları arasında Roma İmparatorluğu'nun başşehri olduğu olduğu dönemde de çok önemli su tesisleri yapılmıştır. Bunların en önemlisi Konstantinus tarafından tamamının ya da bir bölümünün yaptırıldığı kabul edilen Istıranca dağlarından gelen 242 km uzunluğundaki isale hattıdır. Bu isale hattının kalıntılarından 6-7 tane iki ya da üç katlı büyük kemer ile 30'dan fazla tek gözlü küçük kemer inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bu isale hattı Kırklareli'nin Vize ilçesinin 6 km batısından başlar ve Edirnekapı'ya kadar uzanır.
Istıranca dağlarının suyu bugün de İstanbullulara ulaşıyor. Hala hafızalarda olan İstanbul'un yaşadığı susuzluğa son vermek için İSKİ; 1994 yılından itibaren yeni su kaynakları aramaya başladı. Daha önce düşünülen ancak sonuçlandırılamayan; Bulgaristan sınırına uzanan kıyı şeridinde, Istıranca dağlarından doğan yedi derenin sularının isale hatları aracılığıyla Terkos gölü üzerinden İstanbul'a ulaştırılması projesi hayata geçirildi.1995'te Düzdere, Kuzuludere ve Büyükdere barajları hizmete girdi. 1997'de yılında ise Elmalıdere, Sultanbahçedere ve Kazandere barajları hizmete alındı. Son olarak 2000 yılında Pabuçdere barajı tamamlandı.
Bugün Istıranca dağlarındaki yedi barajdan elde edilen yıllık toplam 235 milyon metreküp su, isale hatları aracılığıyla Terkos gölüne, oradan yine devasa isale hatlarıyla İkitelli'deki içmesuyu arıtma tesislerine ulaştırılıyor.
İstanbul'da Roma devrinde 3 veya 4 büyük isale hattı yapıldığı halde Bizans döneminde önemli bir isale hattı yapılmamıştır. VII. yy'dan itibaren İstanbul'u kuşatan çeşitli kavimlerin şehri teslime zorlamak için surların dışındaki su tesislerini temellerine kadar yıktıkları bilinmektedir. Bizans imparatorları da İstanbul'u susuz bırakmamak için çareyi devasa sarnıçlar yaptırıp suyu biriktirmekte bulmuştur. Sarnıçların en görkemlisi 6. yüzyılda yapılan Bazilika yani Yerebatan Sarnıcı'dır. 336 sütunlu dev sarnıç bugün turistlerin uğrak mekanı.
Yüzyıllar önce İstanbul'da evlere ulaşmadan önce sarnıçlarda biriktirilen sular bugün ilk olarak içmesuyu arıtma tesislerine geliyor. O günün teknolojisi sütunlar üzerinde yükselirken bugün su en son sistem pompalar, havuzlar, ozonlama vb sayesinde sular arıtılıyor ve İstanbullulara sunuluyor. Ömerli, Kağıthane, Büyükçekmece, Elmalı, İkitelli'de bulunan içmesuyu arıtma tesislerinde günde 1.861.878 m3 su arıtılıyor. Tesislerin 2003 yılı ilk altı ayında arıttığı su miktarı ise 337.000.000 m3.
' Benim maksudum bu su; her mahalleye revane ola, çeşme bina olacak yerde ve kabiliyet olmayan yüksek yerlerde tatlı kuyular ola ki su içine uğraya. Ta kim her yerde pir ve zaif ve dul hatunlar, uşakcık oğlancıklar testiler ve bardaklarını doldurup devam-ı devletime dua eyliyeler. '
Bu sözler, Osmanlı döneminde yapılan en önemli su tesisi olan Kırkçeşme Tesisleri'nin sahibi Kanuni Sultan Süleyman'a ait. 16.yy'da nüfüsu hızlı bir şekilde artan İstanbul'da su sıkıntısının yaşanmaktadır. O günlerde padişah Kağıthane deresi civarında avlanırken eski bir kanaldan su sızdığını görür. Mimarbaşı Sinan'ı huzuruna çağıran Kanuni ona Belgrat ormanlarının suyunun İstanbul'a getirmek için bir araştırma yapmasını ister. Mimar Sinan araştırmalarından sonra bölgede su olduğunu ancak suyu İstanbul'a getirmek için altın dolu keseleri uç uca dizecek kadar çok para gerektiğini söyler. Kanuni ise ona şu cevabı verir:
' Mimarbaşı, eğer oradan su getirmek mümkünse ben keseleri uç uca değil yan yana dizmeye razıyım.'
Başta vezir Rüstem Paşa olmak üzere pek çok kişi itiraz eder ancak Kanuni suların kendi vakfı olarak getirilmesini ve inşaatlara hızlı bir şekilde başlanmasını emreder. Mimar Sinan'ın hayatı boyunca yaptığı işler içinde maliyeti en yüksek olan Kırkçeşme Tesisleridir. 55.374 m uzunluğundaki bu dev isale hattı üzerinde Uzunkemer, Mağlova Kemeri, Güzelcekemer ve Paşakemeri birbirine ekleyerek Belgrat ormanlarındaki suları İstanbul'a ulaştıran Mimar Sinan, Kırkçeşme tesisleriyle mimarlık ve mühendislik bakımından eşsiz bir eser ortaya koymuştur.
Dün kemerler üzerinden İstanbul'a akan suları İSKİ bugün dev isale hatlarıyla arıtma tesislerine getirip arıttıktan sonra İstanbulluların hizmetine sunuyor. Hergün 350-400 noktadan numune alarak en son teknoloji ile analiz ediyor. Analiz sonuçları da gösteriyor ki bugün İstanbul'da musluklardan 24 saat kesintisiz, Dünya ve Avrupa Birliği standartlarının da üzerinde kaliteli içmesuyu akıyor.
Osmanlı döneminde su mutlaka belirli debilerle dağıtılır ve ölçülürdü. Verilecek suyun debisini yani saniyede ne kadar su aktığını hesaplamak ve aynı zamanda dağıtımını yapabilmek için dikdörtgen şeklinde genellikle mermerden bir ölçme sandığı yapılırdı. Sandığın kenarına da ölçümü yapmak için kısa borular yerleştirilirdi. 26mm çapında olan borudan akan suyun debisine de '1 lüle' denirdi. Bugünkü ölçümlerimize göre 1 lülelik debinin ölçüsü dakikada 36 lt'ye eşittir. Bu şekilde ölçme sandığı olan havuzun kenarına yapılan çeşitli çaplardaki borularla istenilen debide su verilirdi.
Bilgi ve teknolojiyi birleştirerek çalışmalarını sürdüren İSKİ'nin bugün İstanbul'da su dağıtımında kullandığı malzeme ise düktil font borular. Uygun şartlarda ömrü 100 seneyi bulan, depreme ve ağır vasıta basıncına dirençli düktil font borularla 1994 yılından itibaren İstanbul'un içmesuyu şebekesinin tamamı yenilenmiştir.
1900'lü yılların başlarında nüfusun 1 milyona yaklaşmış olduğu İstanbul'da eskiden kalma su sistemleri yetmemeye başlar. Şehrin kuzeybatısındaki Terkos Gölünden su getirilmesi düşünülmüş, Fransız Su İşletmecileri Terkos gölünden İstanbul'un Rumeli yakasına basınçlı su şebekesini yapmak üzere tekliflerde bulunmuş ve konu sultan Abdülaziz'e arz edilmiştir. Uzun müzakerelerden sonra bir protokol yapılarak; İstanbul'un Trakya kısmına Terkos Gölünden basınçlı su şebekesinin başlaması için padişah fermanı ile arazide serbest çalışma izni verilmiştir. Protokolün en önemli şartı; medreselere, camilere, hamam ve kışlalara, tulumbacılara, halk çeşmelerine bedelsiz su vermek şeklinde belirtilmiş ve tesislerin kurulmasına müsaade edilmiştir. Halk arasında Terkos Şirketi olarak bilinen Dersaadet Anonim Şirketi; 1883 yılında Terkos gölü kenarında kurulan terfi merkezi ile çok katlı binaların su ihtiyacı karşılamaya başlar.
Bu pompa istasyonun enerji kaynağı ise Zonguldak'ta bulunan kömür ocaklarından elde edilen yüksek kalorili taş kömürüdür. Taş kömürü eylül-ekim aylarında gemilerle Karaburun köyüne, oradan da demiryolu ile Terkos'a ulaştırılırmış. 1967 yılına kadar çalıştırılan buharlı pompalar bugün benzersiz bir sanayi müzesi olarak korunmaktadır.
126 yıl öncesinin teknolojisi buharlı pompalar bugün son teknoloji ürünü İkonos uydusunu selamlıyor. İSKİ; İstanbul'un su kaynakları ve denizlerini bugün İkonos isimli uydunun gönderdiği fotoğraflarla izliyor. İstanbul için hayati önemi olan, mutlaka yapılaşmadan ve kirlilikten uzak tutulması gereken su kaynakları uydu ile takip ediliyor. Kullanılan sistemle su havzaları etrafındaki ormanlık alanlardaki yapılaşma ve su kaynaklarındaki zamana bağlı değişimler tespit ediliyor. Uydular sayesinde kaçak yapıların yerleri koordinatlı bir şekilde belirleniyor ve mahkemelerde delil olarak sunuluyor.
6 ölçü keten yağı, 8 ölçü kalker taşı tozu ve bir ölçü pamuk... Osmanlıların su isalelerinde ve kanalizasyon sistemlerinde kullandıkları künk sisteminde su sızıntısını önlemek maksadıyla kullanılan macunun hammaddeleri işte bunlar. Macun birkaç ay plastik vasfını muhafaza eder ve ardından taş gibi sertleşirmiş. Künklerin çapları da o zamanın mimar arşınının yirmidörtte biri olan parmak ile hesaplanır ve genellikle 6-7 parmak künkler kullanılırmış.
Künklerden robotlara...İSKİ bugün hizmetlerinde son teknoloji ürünü robotlardan yararlanıyor. İnsanların giremeyeceği incelikteki borularda meydana gelen arızalara müdahale etmek için daha önceleri bütün sokağın ya da caddenin kazılması gerekirken; 'TV inspection' adlı robot sayesinde kazı yapılmasına gerek duyulmadan arızalar içerden halledilebiliyor. Kanalizasyon borusuna indirilen robot kamerası, görüntüleri kumanda aracına aktarıyor. Betonu delecek kadar güçlü bir basınçlı suyla arızalı boru önce temizleniyor. Arızanın yeri tespit edildiğinde robot, özel bir karışımı basınçlı balon ile şişirerek borunun çeperlerine yapıştırıyor. Böylece hiç kazı yapılmadan boru temizlenmiş oluyor.
İstanbul'da su canlanır, konuşan bir varlık olur çeşmelerle. Her sokağında bir çeşme vardır eski İstanbul'un. Ve her çeşme döneminin mimari sanat ve zevkini hatta edebiyatını aktarır bugüne. İslam dini ile şekillenen Osmanlı'da su önemli bir unsurdu. Bu nedenle hayırsever İstanbullular vakıf defterleri kayıtlarına göre fetihten başlayarak II.Abdülhamit dönemine kadar 1553 tane çeşme, sebil gibi tesisler yaptırmışlardır İnce bir zevkle süslenen çeşmeler sevap kazanma gayesiyle birlikte birer sanat şaheserine dönüşmüştür.
İnsanlara su ulaştırılmasına büyük önem verilen bu dönemde çok sayıda vakfın faaliyetlerini su teminine ayırması, bentler su yolları, kemerler, su kullanımı ile ilgili örf ve teamüller, su mimarisi birkaç yüzyıl önce İstanbul'da bir su medeniyetinin yaşandığına işaret etmektedir.
Çeşme yaptıranların tek dileğini ise III.Ahmed'in çeşmesinde yazılı olan biricik beyit özetler
' Aç besmeleyle, iç suyu Han Ahmed'e eyle dua '
Bugün İstanbul'da yine bir 'su medeniyeti ' yaşanıyor. Musluklardan kesintisiz 24 saat kaliteli su akıyor. Bütün dünyada ciddi boyutlarda su sıkıntısı yaşanırken İstanbul tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar su bolluğu yaşıyor. İSKİ'nin gerçekleştirdiği yatırımlar sonunda hayat bulan İstanbul; 2040 yılına kadar teminat altına alınan su rezervi, içmesuyu ve atıksu arıtma tesisleri, temizlenen denizleri, hizmetlerde kullanılan ileri teknoloji ile geçmişin su medeniyetini 21.yüzyıla taşıyor. www.iski.gov.tr
|
|
|
|